21 Şubat 2011 Pazartesi

SATRANÇ TARİHİNE HALKBİLİM KATKISI

Arslan Küçükyıldız
21 Şubat 2011

Halkbilim, bazen bilimin diğer kollarına ciddi katkılarda bulunmaktadır. Sizlere Halkbilimin Satrancın tarihine dair verebileceği iki önemli katkıdan söz etmek istiyorum:

Bunlardan birincisi Satrancı icat eden kişinin hükümdardan her kare için katlamalı olarak buğday tanesi istemesi ile ilgilidir.

Satranç tarihinden söz edilirken anlatılan bir “Şehir efsanesi” vardır: Buna göre Bazı belgeler, satrancı bir Brahman'ın bulduğunu ve Şah'a armağan ettiğini göstermektedir. Şah, buna karşılık Brahman'a "Ne istediğin varsa kabul edeceğim." der. Brahman da, Şah'tan 64 kareli satranç tahtasının ilk karesine bir, ikinci karesine iki, üçüncü karesine dört, yani her kareye bir öncekinin iki katı buğday koyarak doldurmasını ister. Şah, Brahman'ın alçak gönüllülüğüne hayran kalarak isteğinin yerine getirilmesini emreder. Brahman'ın isteği yerine getirilmeye başlanırken ülkedeki buğdayların yetmeyeceği anlaşılır. O zaman yapılan hesaplar sonunda, Brahman'ın Şah' tan 18.446.744.373.709.551.615 tane buğday istediği ortaya çıkar. Bu kadar buğdayı yetiştirmek için, dünyanın 64 misli büyüklüğünde bir kara parçasına ihtiyaç olduğunu görülünce, Şah Brahman'ı tebrik eder ve karşısında ne denli güçsüz olduğunu anlar.[1]

Kaynaklarda gerçek ve tarihi bir olaymış gibi anlatılan bu olayda satrancı icat eden Brahman Hintli, satrancın hediye edildiği kişi de İran Şahıdır.

Ancak, Kırgızistan’da anlatılan bir hikâyeye göre bu hadiseyle ilgili adı geçen Hükümdar, Hakan, Babür Han’dır. Geçtiğimiz Pazar günü, Ankara’da, Selanik Sokağındaki Kırgızistan Derneği'nde yaptığımız sohbet sırasında, Kırgızistan’da Bişkek’te yaşayan ve Ankara’da öğrenci olarak bulunan Eldar Orazaliyev, bu hikâyeyi dedesinden dinlediğini bize aktarmıştır.[2] Bu hikâyeye göre, satrancı icat etmesinin karşılığı olarak, her kare için katlamalı olarak buğday tanesi istenen Han, “Babür Han”dır.

Bu hikayeden şöyle bir çıkarma yapmak mümkündür: Satranç Oyunu (Oyunun Hindistan kökeni ile ilgili bilgilere itibar edilecek olsa bile) Babür zamanında icat edilmiş ve Babür’e sunulmuş bir oyundur.

Timur’un, Ali Şir Nevai’nin bu oyuna çok meraklı ve kabiliyetli oldukları bilinmektedir. Timur’un bu oyundaki üstün yeteneği, kendine özgü bir satranç icat edecek kadar ilerdedir.

[3] Emir Timur Satrancı


Halkbilimin verdiği ikinci bilgi ise çok önemli bir bilgi olup yine Kırgızistan’da oynanan “Çatıra” adlı oyun ile ilgilidir.

Oyunun adı “Çatıra Taş Oyunu[4]” dur. 7 yaş ve üzerindeki kız ve erkek çocukların oynadığı, iki kişilik bir oyundur. Malzemesi bir oyun tahtası ve 18 taştan oluşur. Oyuncular kendilerine ait olan 9’ar taşı sırayla, üzerine iç içe 3 kare çizilmiş oyun tahtasına, çizgilerin kesişim noktalarına gelmek şartıyla yerleştirirler. Oyunda amaç, taşları rakibin taşlarına engel olarak, tahtanın ortasında yer alan kare şeklindeki “Daban” isimli yere yerleştirmektir. Oyun sonunda rakibinin taşlarını engelleyerek taşlarını gerekli yerlere yerleştirebilen oyuncu kazanmış sayılır.

Gördüğünüz gibi bu oyun Türkiye’de oynanan Dokurcun veya Dokuz Taş oyununun bir benzeridir. Bu oyun bütün Türk Yurtlarında çok sevilen ve oynanan bir oyunumuzdur. Bu oyunun adının “Çatıra” olması; “Satrancın Atası Olan Türk Zekâ Oyunu: Mangala” makalemizde de belirttiğimiz gibi, Satrancın atası olan oyunlardan biri olan Dokuz Taş / Dokurcun veya Çatıra’nın Satranç’la ilgisini, akrabalığını, dedeliğini ortaya koymaktadır.

Çatıra kelimesinden, Çaturanga veya Satrancın ortaya çıktığını söylemek için dilbilimin verilerine de bakmak gerektiğini düşünüyorum. Dilbilimciler ve sözlükler bu konuda çok fazla malzeme verecektir, vermektedir.

Her halükârda Satranç çok sevilen bir Türk Zekâ Oyunu’dur.


---------------------------------------------------


[1] http://www.marmarissatranc.com/drupal-6.13/node/26
[2] Eldar Orazaliyev, Talas, 1986 doğ.
[3] http://9eylulsatranc.biz/index.php?option=com_content&view=article&id=245:satranc&catid=54:oyunlarin-sahi&Itemid=94 Arapşah, Timur’u şöyle tanımlamaktadır: “Zekâsını bilemek için düzenli olarak satranç oynardı. Fakat bildik satrancı kibirine yediremediği için, bunun yerine büyük satranç oyununu oynardı. Bunun tahtası, 10x11 kareden oluşur; iki deve, iki zürafa, iki bekçi, iki kale, bir vezir ve birkaç fazla taş daha ilave edilirdi. En zor oyunlardan biri olan bu oyun, Timurlenk satrancı olarak bilinirdi.”
[4] Erhan Taşbaş, Aymira Maratkızı, “Kırgız Ulusal Oyunları”, Acta Turcica Çevrimiçi Tematik Türkoloji Dergisi, II/1, Ocak 2010 “Kültür Tarihimizde Yarış”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder